|
Meşhur Dua

Meşhur olan dua iki çeşittir. Birincisi fiili dua. Mesela çift sürmek,
rahmet hazinesinin kapısını çalmaktır. Sebeplere riayet edildiğinde,
ekseriyetle kabul olunur. Çünkü o durum Allah'ın fıtri kanunlarına karşı,
Allah'ın razı olacağı bir vaziyeti almak demektir. Mesela siz, mevsiminde
veya özel seranızda toprağı, suyu, sıcaklığı ve ışığı ayarlayıp bir
çekirdek diktiniz. İşte bu durumda siz, fiilen duanızı yapmış oluyorsunuz.
Ayrıca bu vaziyet bile kendi halinde "Ya Rabbi, bu çekirdeği ağaç yap!"
demektedir. Sanki su, hararet, toprak ve ziya bir araya gelip, çekirdek
etrafında el kaldırıp çekirdek için böyle bir dua etmiş gibidirler.
İkincisi kavli duadır. Bu da kalp ile veya dil ile yapılır. Elimizin
yetişmediği şeyler Cenab-ı Hak'tan istenir. Bunun da en mühim tarafı, dua
eden kimsenin; kalbinin hatıralarını işiten, her şeye eli yetişen, her
arzusunu yerine getiren, acizliğine merhamet eden, ihtiyaçları için
imdadına koşan Sonsuz Kudret Sahibi bir Zat'ın huzurunda olduğunu, O'na
dayandığını bilmesidir. İnsan için bundan büyük teselli ve dayanak olamaz.
Bir misal olarak Barbaros Hayreddin Paşa'nın Preveze zaferi münasebetiyle
yaptığı duayı ve gördüğü rüyayı aktarmaya çalışalım:

"O gece -İslamı düşmanlar üzerine kuvvetli kıl! İslama nusret ve yardım
ihsan eyle!- diye sabaha kadar tazarru ve niyaz eyledim. Seher vaktinde,
uyku ile uyanıklık arasında şunu gördüm: Yaptığımız limanın yalı kenarında
sanki karaya birçok ufak serdin balığı çıkmış. Ancak o ufacık serdin
balıklarının içinde, iki tane karnı yarık balık vardı. Bunları seyredip
dururken, bir şahıs bir al ata binmiş, dolu dizgin yanıma geldi, atın
başını çekip durdu. Bir peştemal dolusu ufacık balığı elime verip, 'Al
bunu Hayreddin! Halife-i ruyi-ı zemin olan şevketli Sultan Süleyman'a ver'
dedi. Sonra çıkarıp elime bir rika vererek kayboldu. Ben de rikayı açıp
baktım. Gördüm ki, beyaz kağıt üzerine yeşil hat ile fethi müjdeleyen şu
ayet yazılmıştı: 'Nasrun min Allahi ve fethun karib ve beşşir-il mü'minin'.
Bunu okuyup yüzüme gözüme sürdüm: 'Sana hamd ve şükürler olsun ya Rabbi!'
diyerek uyandım, rüyayı kendim tabir ettim:
-İnşallah o ufak balıklar, düşman donanmasının sandallarıdır. Erzak ve
ganimetlerle islam askerlerinin tok doyum olacağına işarettir. Karnı yarık
balıklar ise, düşmanların kadırgalarıdır. Gaib bilinmez ama, içinde olan
düşmanlar firar etmiş olmalı. 'Padişahımıza ver' dediği peştemal dolusu
ufacık balık, İnşallah yakında Bağdat'ın fetih haberleri geleceğine
işarettir. Çünkü şimdi padişahımız Boğdan üzerine gitmiştir. İçinde nusret
ayetleri yazılı olan rika ise İnşallah, Allah'ın yardımı, peygamberin
mucizesi, enbiyaların himmeti ile düşmana mansur ve muzaffer olacağımıza
işarettir- diyerek hamd ve senalar ettim. Baktım ki, nusret rüzgarı
içerden dönmeye başladı. O zaman 'Bismillah, tevekkeltü alellah, niyeti
gaza' diyerek, mübarek bir saattte solpa eyleyip, badbanları döküp, pupa
rüzgarla fecir vaktinde 80 pare gemi olmak üzere düşman donanmasının
üzerine hücum ettim. Nihayet düşman donanması mağlup olup, İslam askerleri
mansur ve muzaffer oldu. Düşman gemilerinden, sekiz paresi kuru tekne
olmak üzere, onbeş tanesi alındı, yedisi batırıldı. Düşman kalitelerinde
yedisi cenk ederek, ikisi içindekilerini bırakıp kaçmasıyla dokuz kalite
alındı. Netice olarak, düşmanların 120 pare donanmalarından 36 adet tekne
alındı. Kalanı firar edip gittiler. Firkateler ve sandallar, deryanın
gözünden düşmanları devşirdiler, kimisi de boğulup gittiler. 2171 tane
esir alındı."
Barbaros Hayreddin Paşanın hatırasında da görüldüğü gibi, bize düşen bütün
şartlar hazırlandıktan sonra, Cenab-ı Hakk'a ellerimizi açıp muvaffak
kılması için dua etmeliyiz. O ulu dergaha arz-ı hal ettikten sonra
neticeyi, O'nun geniş hikmet ve rahmetine bırakmalıyız.
(Abdullah Aymaz)
|