| |
|
|
|
Donanma'nın Kanun Üzere Deniz Seferi Yapış Şekli
İkin Beşiktaş'tan Yedikule'ye varılup asker yerleşmek içün orada bir iki gün kalınır. Oradan göçülüp Ereğli ve Marmara'dan Ekinlik, Gelibolu ve Boğazhisar taşrasında Piyale Paşa Bahçesi selvilikleri birer yatak liman ve kırkar, altmışar mil mesafedir; buralarda mutlaka yatılup liman basılmaz. O selvilikte bir gün oturup sulanurlar. Sandalları karşı Boğazhisar'a gönderüp gemi yağlamak içün otuzar tomruk çıra alurlar; çünkü başka yerde bulunmaz. Ve o limana varıldıkta iki yarar kalite karavula gider ve donanmadan iki üç mil alarga yatar; çünkü Boğaz'dan dışarıda güven yoktur. Bundan sonra her yatakta böyle ederler. Sonra
sabah namazından sonra kalkup baştarda ortada, öteki gemiler çevresinde,
kuluçka tavuk yavrularını kanadı altına alup yürüdüğü gibi yap
yap, yavaş yavaş giderler. Ulak Gemisi gibi siiratle gitmezler ve söylenen
Karavul Kaliteleri üç mil ileri gidüp gördükleri varsa işaretle
bildirirler.
Ve
Tersane Kethüdası ardında karavula olup on tane yarar kadırga ile baştarda
ve Donanma ardınca gider. Gece bir fener yakar. Güçsüz düşen
gemileri ve fırtınadan yelkeni yırtılup sereni kırılan gemileri yedeğe
alup yardımda bulunmak işi içün bunlar geride giderler. Ve iki bey
gemisi askerin döküntüsü varsa devşirmek içün donanmadan bir saat
sonra kalkar. Bababurnu'ndan öte Sivrice Limanı, Midilli ve
Sakız'a varılur. Oradan
Rumeli kıyısına sarınup Ağriboz, Moton'dan Avarin'e varılur. Bizim
donanmanın toplandığı yer ve meydanbaşıdır. İki tane yarar kalite
kafir yakasına dil almaya gönderilür.
Mesine
de Avarin'e karşu karşuya beş yüz mil yer kafir donanmasının toplan
dığı yer ve meydanbaşıdır. Papa, Malta, Duka ve İspanya gemileri
oraya gelüp Venedik ile haberleşürler. Eğer iki donanma birbirinin o
yerlerde olduğunu öğrenirse limandan çıkmayup korurlar; yoksa bir
yana çıkup giderler, yolu budur. Ancak güçsüz düşmüş gemileri o
yerde alıkorlar. Kimi İncir Limanı ve daha yukarıdan salarlar. Ve üç
günde bir sulanurlar. Ve Adalar Arası'nda sabah namazını kılmayınca
kalkmayup ögleden sonra bir limana yetişirlerse giderler. Öte yanında
olan limana gitmezler. Engin olmayınca gece denizde yatmazlar, kanun değildir,
sakıncası vardır. Amma enginde Rodos'tan İskenderiye'ye gitmek
gerektikte beş yüz mildir eyyam olursa iki gece denizde yürünür,
olmazsa üç dört gece de gidilir. Ve Moton'dan, Avarin'den
Mağrıp Tarabulusu'na sefer gerektikte yedi yüz mildir eyyam olursa üç gece
denizde gidüp olmazsa kürekle beş altı günde geçilür.
Ve
engine salınacak zamanda gemilere ısmarlanur ki eğer fırtına çıkarsa
gece her gemi fenerini yaka, feneri olmayan da birer fener asarlar, ta ki
fırtınada gemiler bir birine çatmaya. Ve her geminin yürüdüğünü
gece gündüz hisap edüp hartı gözedirler. Muhalif rüzgar ile aykırı
semte giderlerse hartıda kurşun ile alamet koyup yine yola giderler.
Hisaplarında gece önleri kıyıya kırk elli milden az kalmışsa Arap
yakalan alçak yerlerdir yelkenleri aşağı indirüp gemileri serdümende
korlar; yani gemi kendi kendine gide ve iskandil ile yoklayup denizin dibi
yirmi otuz kulaç gelirse o demir bırakırlar, zira oturur. Kadırganın
öyle yerde şartı demirdir. Ama kalyon tiramola edüp döner volta çalar,
zira kadırga uzundur, voltaya el vermez tan sonra gereğince hareket
ederler.
Ve bir seferde gerektiğine göre iki kez, üç ayda bir gemi yağlanur. İlkin Sakız'dan kalkup Rumeli kıyılarında Ağrıboz, oradan Moton ve Avarin'e varup bir kez orada yağlarlar ve bir kez de Anadolu kıyısında Foça Limanı'nda yağlanur. Önce donanma gemilerini yağlarlar; bey gemileri denizde limanı korur. Onlar bitüp sonra bey gemileri de yağlanur. Hepsini birden yağda sakınca vardır; Halil Paşa Yılı belli olmuştur. Ve yağlı gemi ile yağsız geminin yürümede farkı iki kattır. Diyelim ki eski yağlı bir saatte on mil yürürse yeni yağlı yirmi mil yürür. Kadırga yeni yağlı olur ve uygun rüzgarla yürürse on beş saatte iki yüz mil yol alır, buna göredir. Donanma'nın Kanun Üzere Deniz Savaşı Yapış Şekli
Kanun üzere derya savaşı nasıl olur, onu bildirir:
Eğer düşmanda kalyon varsa bir uğurdan kalyona varup çatmaya heves etmezler, aykırıdır, her kim ettiyse yanlış etmiştir. Nitekim bu yüzden Cafer Paşa'nın Kesendire'de baştardası battı ve Ağriboz'da Musa Paşa şehit oldu. Belki kalyonu ıraktan dovup dümenini ve direğini kırdıktan sonra çatarlar. Kalyonun yan topları kısadır, yetişmez. Ve eğer rüzgar olsa enginde, borda yelkeni ile ardına düşüp döverek giderler, ta bir limanlık olunca. Ama kafir donanmasında kalyon yoksa çekdirirlerine baş çatarlar.
Lakin kol kola gemiler turna alayı gibi dizilüp beyler ileri gider. Kapudan Gemisi geride durup beş gemisi baştardaya ayakdaş olur; ikisi ileri, üçü aramda, biri dümenini gözetir ve ikisi de beşinci, altıncı küreğe beraber yürür.
Savaş yerinde olursa forsalardan çok sakınırlar; yeğrek olan Türk ile karıştırup yalnız komamaktır. Ve Kapudan Paşa baştardadan çıkmayup ağalarını asker sürmeye gönderir; kendi kayığa binüp ok ve yay ile gezmek kanuna aykırı olduğundan başka, savaşta serdarın yerinde bulunmaması korkuludur. Karada ve denizde bundan nice bozgunlar oldu. Ve bu gemilerin baş toplarını saçma ile doldurup salya ederler. Topçular elinde fitil durup işarete bakarlar. Bütün bunlar Akdeniz savaşlarıdır.
Ama Karadeniz'de Kazak savaşının kanunu budur ki Özi'den çıkan şaykalar çoğu kıyıda vilayet vurmak içün gezer. Eğer kıyıdan on beş mil ya da artuk bulunursa kadırgaları çekinmeden üzerine gektirüp savaş ederler ve rüzgar olursa çiğnedirler.
Bir kadırgaya yüz şayka karşı gelemez, Recep Paşa savaşında olduğu gibi. Ama kıyıda bulunursa varmazlar ve aldırmazlar, yerini gözedirler; zira kadırga oturur, yüzkaralığı olur, Cağaloğlu Mahmud Paşa seferinde olduğu gibi. O zaman fırsat gözedüp taşra çıkarsa üzerine varırlar; yoksa, karadan başka çare düşünürler. Eğer kıyıya yakın ise donanma kıyı tarafını alup denize sürmeye çalışır. Ve bunda Akdeniz savaşı gibi asker karaya dökülmek korkusu yoktur; zira denizde şayka ile kadırga üstün savaşır, yalnız gemilerin mehabeti düşmanı şaşırtır ve askeri güçlü kılar. Ancak o durumda da gaflet edüp kıyıya sokulmazlar, biraz aralık gözedirler. (Katip Çelebi - Tuhfetü'l Kibar Fi Esfari'l Bihar)
|
![]() |