1748 Hil'at Merasimi'nde

Hil'at Giydirilen Donanma Personeli

 

 

Hil'at Giydirme Merasimi

 

Kış mevsimini Tersane'de geçiren donanmanın bahar ile birlikte denize açılması, Tersane'de donanma için yeni bir geminin yapılmasına başlanması veya bitirilmesi, Padişah için filika yapımının tamamlanması gibi çeşitli durumlarda Padişah ve Vezir-i Azam'ın da katıldığı çeşitli törenler düzenlenir, bu törenlerde Kaptan Paşa önemli teşrifat kurallarını uygulardı. Donanma'nın denize açılması Müneccimbaşı'nın hava şartlarını hesap ve tahminle belirlediği uygun bir zamanda olurdu. Müneccimbaşı'nın belirlediği zaman bir pusula ile Bâb-ı Âlî'ye bildirilir, Vezir-i Azam'ın da onayıyla tören hazırlıkları başlardı. Tören genellikle Yalı Köşkü'nde yapılırdı. Birkaç gün öncesinden tören için devlet ricaline Dolmabahçe'de çadırlar kurulur, Köşk Padişah için döşenerek törene hazır hale getirilirdi. Törenden bir gün önce Teşrifat Kalemi'nden yazılan "Vakt-i Muhtar" ve "Sa'at Pusulası" Reisülküttap Kîsedârı aracılığı ile Şeyhülislâm'a, Sadaret'ten yazılan tezkireler de Teşrifatçılar aracılığı ile Vezirler'e ulaştırılırdı. Defterdar'a da Sadaret Kethüdası tarafından tezkire yazılarak gönderilirdi. Böylece törenin daveti tamamlanmış olmaktadır.

 

 

Tören günü Reisülküttap, Şeyhülislâm'ı konağına giderek alır ve tören mahalli olan Yalı Köşkü'ne götürürdü. Onların Köşk'e vardıkları haberi Bâb-ı Âlî'ye gelince, Vezir-i Azam da kapı takımı ile birlikte Köşk'e hareket ederdi. Herkes yerleştikten sonra Padişah sandalla gelir, İskele'de Reisülküttap, Defterdar ve Rikab-ı Hümayun Ağaları tarafından karşılanır ve Köşk'e götürülürdü. Ardından Tersane'de beklemekte olan Kaptan Paşa'ya haber salınıp gelmesi istenirdi. Kaptan Paşa'nın gelmesini müteakip Vezir-i Azam ile ikisi Köşk'te arza girerler, hilât giydirilmesinden sonra Kaptan Paşa döner ve Donanma'nın başındaki yerini alırdı. Bir süre sonra Vezir-i Azam, Şeyhülislâm ile birlikte Baştarde-i Hümayun'a gider, toplar atılır ve Osmanlı Donanması Dolmabahçe önünden geçiş merasimini gerçekleştirirdi. Ardından Vezir-i Azam ve Şeyhülislâm kendileri için kurulan çadıra geçerler ve burada Padişah huzurunda hilât giyme töreni başlardı. 

 

 

Bu arada merasim sonrası karaya çıkan Kaptan Paşa da kendi çadırına geçer, bir süre dinlendikten sonra Vezir-i Azam'ın çadırını ziyaret eder, orada önce kendisine, ardından da Tersane Ricâli'ne hilât giydirilirdi. Hilât törenini takiben de Kaptan Paşa ile Vezir-i Azam bir süre sohbet ederler, kendilerine güllâb ve buhur ikram edilir, derken Kaptan Paşa gider ve tören sona ermiş olurdu.

 

Hil'at'ın Özellikleri

Arapça onur giysisi anlamına gelen "Hil'at", Osmanlılar tarafından "Kaftan" anlamında kullanılmıştır. Padişahların çeşitli devlet görevlilerine rütbe, atama ve ödüllendirme amaçlı hediye ettikleri değerli kumaştan ya da kürkten yapılmış giysidir. "Hil’at-i Fâhire" bunların en değerlisidir.


Hil’atlar Osmanlı saray hayatının vazgeçilmez bir parçasıydı. Genel memnuniyeti göstermek, bir hizmeti ödüllendirmek veya yeni atamayı bildirmek amaçlı kullanılmaktaydılar.


Hil’atlar genellikle verilen kişinin konumuna ya da iletilmek istenilen onurun derecesine göre çeşitli renk ve kalitelerde dokunurdu. Bu hil’atlar 17. yüzyılda İstanbul’da alanında uzmanlaşmış 105 terzi tarafından değerli kumaşlardan yapılmakta ve çoğu zaman içlerine pahalı kürkler geçirilmekteydi.  Sarayda kaftanları muhafaza etmekle görevli bir bölüm ve bu bölümün başında Kaftan Ağası (Kaftancıbaşı) bulunmaktaydı. Bu memurlar Sadrazam'ın maiyet memurlarındandı ve atamaları bizzat Padişah tarafından yapılırdı.

 

1713 ile 1767 yılları arasında, Kaptan-ı Derya için teşrifat defterini tutan Abdullah Naili Paşa’nın belgelerinde de görüldüğü gibi hil’at olarak verilecek hediyeler dikilmiş giysiler yerine bazen top halinde de olabilmekteydi.


Kaftan dokumasında kullanılan değerli malzemelerin yanı sıra dini ve milli simgelerden oluşan desenler de itibarın derecesini belirlemekteydi. Üzerinde yer alan aksesuarlar ve içine kaplanan kürkün değeri ise bu vurguyu artırmaktaydı. İç ve dış kaftanları zamanın en yaygın kumaşları Kemha, Diba, Seraser gibi ağır ipeklilerden dikilirdi. Kumaşlar ayrıca dokumasına katılan altın ve gümüş alaşımlı ipek iplik üzerine sarılmış kılaptanla zenginleştirilirdi. Bu metal telin kullanımı kumaşa pırıltılı ve göz alıcı bir görünüm katardı. Kaftanların önleri ya bir sıra aralıkla birit ilik düğmeyle ya da bedene karşılıklı dikilen ve çaprast denen şeritlerle kapanırdı.

 

 

Altın, gümüş ve ipekle dokunmuş olan, içine kürk kaplanan kumaşlarda "güneş, ay, pars beneği, leopar çizgisi ile lale motifi" en sık işlenen desenlerdendi. Güneş ve Ay motifi Hz. Peygamber'i (s.a.v) ve onun temsilcisi Padişah simgelerken, Lale motifi ise harflerin yer değiştirmesi ile "Allah" kelimesine dönüştürülmekteydi. Pars Beneği ve Leopar Çizgisi de bu giysilerde bir güç simgesi olarak kullanılmıştır.


Genellikle önü ve kolları işlemeli kaftanların Murabba Kaftan, Keçe Kaftan, Çuha Kaftan gibi çeşitleri vardı. Bunlar özel günlerde Sadrazam huzurunda Kaftancıbaşı tarafından sahiplerine dağıtılırdı.

 

 

1748'de

Hil'at Giydirilen Donanma Personeli

 

7 Cemâziyelevvel Sene 1161

  • Berâ-yı Hazret-i Sadr-ı Âli

  • Berâ-yı Hazret-i Şeyhülislam Efendi

  • Berâ-yı Hazret-i Vezîr-i Mükerrem Kapudan Paşa

  • Berâ-yı Paşayân-ı Çekdiri

  • Berâ-yı Mîrân-ı Çekdiriyân

  • Berâ-yı Kapudânân-ı Kalyonhâ-i Riyâle ve Patrona ve Gayruh

  • Berâ-yı Reis-i Liman

7 Cemâziyelevvel Sene 1161

  • Berâ-yı Emîn-i Tersâne-i Âmire Efendi

  • Berâ-yı Kethudâ-i Tersane-i Âmire Efendi

  • Berâ-yı Reis-i Tersâne-i Âmire Efendi

  • Berâ-yı Ruznâmçe-i Tersâne

  • Berâ-yı Cânib-i Mîrî Efendi

  • Berâ-yı Ömer Efendi Kâtib-i Kalyon

  • Berâ-yı Emîn-i Defter-i Tersâne

  • Berâ-yı Kethüdâ-i Defter-i Tersâne

  • Berâ-yı Emîn-i Kereste

  • Berâ-yı Kâtib-i Zindan

  • Berâ-yı Kâtib-i Mahzen-i Sürb

  • Berâ-yı Kâtib-i İcâre

  • Berâ-yı Kâtib-i Mahzen-i Çûb

  • Berâ-yı Ahmed Efendi Kâtib-i Mahzen-i Çûb

  • Berâ-yı Kâtib-i Liman

  • Berâ-yı Ağa-i Tersane

  • Berâ-yı Kethüdâ-i Tersane

  • Berâ-yı Serçavuş-ı Tersane

  • Berâ-yı Emîn-i Çavuş-ı Tersane

  • Berâ-yı Kâtib-i Kul

  • Berâ-yı Emîn-i Mahzen-i Sürb

  • Berâ-yı Kâtib-i Büzürk

  • Berâ-yı Kapudân-ı Baştarda

  • Berâ-yı Emîn-i Mahzen-i Çûb

  • Berâ-yı Kâtib-i Evvel

  • Berâ-yı Servardiyan

  • Berâ-yı Kilidçi-i Zindan

  • Berâ-yı Sertopi-i Baştarda

  • Berâ-yı Sertopi-i Kapudâne

  • Berâ-yı Ser Ağa-i Kalyon

  • Berâ-yı Ser Mimâr-ı Kalyon

  • Berâ-yı Mimâr Mehmed Kalfa

  • Berâ-yı Ser Nakkâşân-ı Kalyon

  • Berâ-yı Makaracıyân

  • Berâ-yı Ser Gûmi-i Tersâne

  • Berâ-yı Ser Demürî

  • Berâ-yı Ağa-i Kalafâtî

  • Berâ-yı Kethüda-i Kalafâtî

  • Berâ-yı Ser Kalafâtî

  • Berâ-yı Teşrîfâtî Efendi

[Cem'an Yekün: Hil'athâ-i Mütenevvi'a, 56 Sevb]

 

bottom.jpg - 12098 Bytes