|
Osmanlı Denizciliğinde
İnce
Donanma

Osmanlılar tarih boyunca kıyılarında ve İnce Donanma
sahalarında yüzlerce tersane ve gemi inşa tezgahları kurmuşlardır.
Gemlik, Alanya, Sinop, Gelibolu, İstanbul, Birecik ve Basra
Tersaneleri bunlara en güzel örneklerdir. Bu tersanelerde çok sayıda gemi, tekne
ve kayık yapmış ve egemen olukları bölgelerde boy göstermişlerdir.
İnşa edilen araçlara Gemi, Kayık, Tekne gibi Türkçe isimler veren Türkler bu meslekle ilgili şahıslara da
Gemici, Kayıkçı, Denizci gibi Türkçe adlar takmışlardır. Karamürsel, Kancabaş, Aktarma, Üstü Açık, Topçeker, Geç
Kayığı, At
Kayığı, Tuz Kayığı, Su Kayığı, Elçi Kayığı, Piyade Kayığı, Saltanat
Kayığı gibi isimlendirmeler de Türkçe'ye kazandırılan güzel
kelimelerdir.

Nehir ve göllerde faaliyet gösteren İnce Donanma konusunda dünyada
en önemli ve görkemli süreci yaşayan millet Türkler olmuştur. Bunun en
güzel ve kendine özgün ifadesi ise Tuna Nehri'nde yaşanmıştır.
Tarihte hiçbir devletin İnce Donanması bu kadar uzun bir süreci oluşturmamıştır. Bölgede, yaklaşık beş yüz yıl boyunca
Tuna nehrinin pek çok kıyısına hakim olan Türkler savaşlarını,
ulaşımlarını, ticaretlerini önemli ölçüde bu nehri kullanarak
yapmışlardır. Dicle ve Fırat nehirlerinde de benzeri bir süreç yaşanmıştır.

Osmanlılar, İnce Donanma sayesinde
Karadeniz'e
akan ve
Kırım deniz yolları ile bağlantılı olan nehirler
üzerindeki kaleleri sıkça
kullanmaktaydılar: Azov ve Yenikale (Don Nehri ve Kerç
Boğazı), Ochakov ve Kılburun (Dinyeper ve Bug), Akkerman
(Dinyester) ve Kilya, İsmail, Tulca, Braila, Silistre ve Rusçuk
(Tuna Nehri) gibi..
Bundan başka Bender, İasi, Kamaniçe ve Hotin
gibi bir çok kale ise Moldava'yı koruyan önemli kale şehirlerindendi.

Tuna
Nehri'nde bin bir çeşit fayda ile akıp giden Osmanlı İnce Donanması
ve nehir kenarlarında konuşlanmış ayyıldızlı burçların boy gösterdiği güçlü
kaleler düşmana karşı düzenlenen
seferlerde stratejik açıdan büyük bir önem taşımakta ve Avrupa içlerine
dek uzanan Osmanlı destanına ayrı bir beste katmaktaydı.
Avrupa'daki Osmanlı toprakları nazlı nazlı akıp giden Osmanlı İnce Donanması
ile beslenirken, Osmanlı İnce Donanması da nehir
kenarlarındaki kale şehirlerinden beslenmekte ve böylece yüzyıllarca
sürecek insanlığa huzur ve güven taşıma görevlerini yerine
getirmekteydiler.
İnce Donanma Gemileri ve Kayıklar

1) Şayka: Altı düz ve enli, bilhassa Özi, Dinyeper ve Tuna nehirleriyle Karadeniz’de Osmanlılar ve Kazaklar tarafindan kullanılmış bir çeşit
savaş gemisidir. Üç topu bulunan şaykaların uzunlukları XVIII. yüzyıla
kadar 13-25 m arasında yapılırken daha sonraları daha uzunları da inşa
edilmeye başlanmıştır.
XVI. ve XVII. yüzyıllarda Tersane-i Amire'de ve Tuna sahillerinde şayka inşa edilmişti. Tuna nehrinin muhafazası için Tuna donanmasına bağlı olarak bazı yerler şayka bulundurmak üzere ocaklık tayin edilmişlerdi. Nitekim,
1690'de Niğbolu, Rusçuk, Silistire, Hersek, İsakçı, İbrail, Fethü’l-Islam, Vidin ve Belgrad birer şaykayı ocaklık olarak hazırlamak mükellefiyetinde
idiler. Her şaykada 20 kürekçi, 20 cenkçi bir topçu, bir dümenci ve bir de kapudan vardı.

2) İşkampoye: Tuna’daki ince donanmadan olan ve haberci gemisi olarak da kullanılan işkampoye, kürekli
gemilerdendi. Gemilerde asker nakledilen ve ağır işlerde kullanılan, kürek ve yelkenle işleyen en büyük filikalara da işkampoye
deniliyordu. 1696-97 senesinde bir işkampoyenin mevcudu 74 kişi idi.
1697-98’de ise, sadece kürekçi olarak 35 kişi bulunuyordu.
Büyük ve küçük olmak üzere iki boyda inşa edilen işkampoyelerde 13
oturak olduğu görülmektedir. 1697-1698 senesinde 46’sı Tersane-i
Amire’de, 9’u İznikmid’de olmak üzere 54 işkampoye inşa edilmişti. 11
Mayıs 1698 tarihli tezkireye göre bir işkampoyeye yarım kıyyelik 100
yuvarlak verilmişti.

3) Üstüaçık: Tuna donanmasından olan ve nakliyede kullanılan üstüaçıklarda bir dümenci ve 8 kürekçi
bulunuyordu. 1691’de Tuna nehrinden deve, katır ve ağırlık nakli için 40 üstüaçık temin edilmişti.
1697-98’de ise, Tuna’daki çeşitli iskelelerde ıoo kadar üstüaçık ve bunlarda 900 kürekçi ve dümenci
bulunuyordu. Aynı tarihte bir üstüaçıkın maliyeti yaklaşık 132 kuruş
idi. 1697-98’de iki üstüaçık Sapanca Gölü’nde inşa edilmişti. Üstüaçıkların tamir ve techiziyle açıklar ağası
vazifeliydi.
4) Aktarma: Nehir gemilerinden olan ve Tuna’da muhafaza hizmetinde kullanılan aktarma, gerektiği zaman donanmaya refakat
ederdi. Düşmandan zabtolunan ve ganimet olarak yedekte getirilen gemilere de aktarma
denilirdi. 1631 senesinde Mehmed Reis’in aktarmasının tamirinde 25 neccar ve 35 kalafatçı olmak üzere 60 kişi çalışmıştı.
5) Çekeleve: İki kısa direkli, yelkenli ve hızlı giden nakliye
gemilerindendi. Aynı zamanda büyük kayıklardan olduğu kabul edilen çekeleveye celbe de
deniliyordu. Çekeleve ile meyva, küçük kereste gibi yükler taşınıyordu.
6) Celiyye: Deniz ve nehirlerdeki nakliye gemilerindendi. Kızıldeniz’de
hayvanların taşınmasında kullanılıyordu.

7) Kancabaş: Kancaya benzediği için bu adı alan kancabaş, nehirlere girebilen ve hafif filodan sayılan
teknelerdendir. XVIII. yüzyılın başlarında sığ yerlerde zahire, asker, mühimmat ve cephane taşımak için kullanılıyorlardı.
1711 senesinde içlerinde 30 levend bulunan 120 kancabaş donanma ile Karadeniz’e sevkedilmişti.
8) Palaşkerme: Hafif yelkenli bir filika idi. XVII. yüzyılda Tersane-i Amire’de devlete ait palaşkermelerin inşa ve tamiri yapılıyordu.
9) At Gemileri: Hayvanların düşmemesi için baş ve kıç taraflarında çıtalı rampaları
olan ve nakliyede kullanılan at gemileri, bilhassa Üsküdar-İstanbul ile Lapseki-Çardak-Gelibolu arasında atları ve her türlü teçhizatıyla orduları naklediyorlardı. Fatih Sultan Mehmed devrinde, Kefe’nin fethi için yapılan hazırlıklar arasında atları taşımak üzere kullanıldığını gördüğümüz at gemilerinin baş ve kıçlannda ikişer kürek
bulunuyordu, Süveyş Tersanesinde ve Tersane-i Amire’de at gemilerinin inşa ve tamir edildikleri görülmektedir. Bu gemilerde acemi oğlanları istihdam
olunuyordu.
10) Taş Gemileri: XVI. ve XVII. yüzyıllarda Tersane-i Amire’ye ve diğer büyük inşaatlarda
kereste ve taş naklinde kullanılmak üzere inşa edilen taş gemilerinde azablar mürettebat olarak bulunmakta, miri esirler de hizmet etmekteydiler.  11) Top Gemileri: Bu gemiler, at ve taş gemileri gibi nakliyede kullanılıyordu.
1488 senesinde Osmanlı donanmasında 10 top gemisi vardı. XVI. ve XVII. yüzyıllarda Tersane-i Amire’de top gemileri inşa ve tamir edilmişdi.
12) Borozan Gemileri: Üç anbarlı olan borozan gemileri, Tuna’da zahire ve odun naklinde kullanılıyordu.
13) Geç Gemisi ve Kayığı: XVII. yüzyılda inşa ve tamirleri Tersane-i Amire’de yapılan, arka direği ön direğinden küçük ve dümen çarkının önünde bulunan ve nakliyede kullanılan iki direkli gemi
idi.
14) Tonbaz: Yelkeni, ikişer demiri ve kürekleri bulunan tonbaz, güvertesiz ve altı düz, derelerde kullanılan kayık olarak da tarif edilmiştir.
1638’de Karadeniz’de Kazaklara karşı savaşan Tersane-i Amire Kethudası Piyale’nin emrinde 20 tonbaz vardı.
15) Melekse: Küçük yelkenli gemilerdendi. Evliya Çelebi, bu gemilerin Çoruh nehri kenarındaki kısa kayak ağaçlarından üç parça ile yapıldığını,
etrafına kalın kamış ve hasırların örüldüğünü ve Karadeniz’in fırtınalarına gayet dayanıklı olduğunu belirterek, başı-kıçı belli olmayan bu teknelerin 100 adam aldığını yazmaktadır.
XVII. yüzyılın sonlarında Tophane-i Amire’de donanma gemileri ve kalyonlar için dökülecek toplara lüzümlu bakır, Gümüşhane taraflarından Trabzon’a getiriliyor, oradan da melekselerle Tophane-i Amire’ye taşınıyordu.
16) At Kayığı: Üsküdar-İstanbul arasında ve Tuna nehrinde kullanılan at kayıkları da, at gemileri gibi aynı hizmeti görüyorlardı. Nitekim,
1691’de Tuna’da inşa olunacak 50 at kayığı için, parası Tuna Kapudanı tarafından ödenecek kerestelerin yollanması husüsunda Eflak Voyvodası’na emir gönderilmişti.
|