| |
|
|
|
Diğer taraftan Çanakkale Boğazı’nın iki tarafına Kal’a Sultaniyye ve Kilitbahir istihkamları yaptırıldı. Boğaz’a hakim bir yerde olan ve Ceneviz İdaresinde bulunan İmroz, Taşoz, Limni, Bozcaada ve Semadirek adaları fethedildi. 880’de(1475) Sadrazam Gedik Ahmed Paşa güçlü bir donanma ile hareket ederek Kefe başta olmak üzere Kırım’daki bazı önemli mevkileri Cenevizlilerden aldı ve Kırım Osmanlılar’a bağlandı. On altı yıl süren Osmanlı-Venedik Savaşları (1463-1479) Ege denizinde ve Venedik’e ait sahil şehirlerinde cereyan etti, bu arada Eğriboz fethedildi (875/1470) Arnavutluk sahillerinin önemli bir kısmı Osmanlılar’ın eline gitti. Gedik Ahmed Paşa kumandasında 1480’de İtalya’nın Pulya sahillerine ulaşan Osmanlı donanması Napoli Krallığı’na bağlı Otranto’ya asker çıkartarak bölgeyi ele geçirdi. Fatih Sultan Mehmed’in ölümü ve Gedik Ahmed Paşa’nın geri çağrılması üzerine Otranto yeniden Napolu Krallığı’na bağlandı. 1480’de bir başka Osmanlı donanması Sadrazam Mesih Paşa kumandasında Rodos üzerine gönderildiyse de kuşatma başarılı olmadı. Bütün bu faaliyetler dolayısıyla Fatih Sultan Mehmed “sultan-ı berr ü bahr” unvanını aldı.
XV. Yüzyılın son çeyreğinde Akdeniz’de Osmanlı Devleti İspanya gibi iki yeni güç ortaya çıkmıştı. Osmanlılar, bir taraftan İspanya’da katliama uğrayan Endülüs Müslümanlarına ve Yahudilere yardım ederken diğer taraftan Hint denizlerine ulaşarak Kızıldeniz sahillerindeki Müslüman beldeleri, özellikle Mekke ve Medine gibi kutsal toprakları tehdit eden Portekizlilere karşı Mısır’daki Memlük Devleti’ne destek için denizlere açıldılar. Akdeniz’de ticaretin merkezi haline gelmiş olan Suriye ve Mısır limanların ele geçiren Osmanlılar (1516-1517) Doğu Akdeniz kıyılarını hakimiyetleri altına aldılar. Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nda görülmeye başlayan Portekiz’e karşı da mücadele ettiler.
Osmanlılar 978-979’da (1570-1571) bir Venedik adası olan Kıbrıs’ı ele geçirince başta papalık olmak üzere Venedik ve ispanya gibi büyük donanmalara sahip devletlerin öncülüğünde Kıbrıs’ı kurtarmak için bir Haçlı ittifakı daha kuruldu. Bu ittifakı engellemek maksadıyla Akdeniz’e açılan Osmanlı donanması altı ay süren uzun bir deniz harekatının ardından yorgun ve mevcudu azalmış olarak giriştiği savaşta İnebahtı’da yenilgiye uğradı. Kaptan-ı derya başta olmak üzere pek çok denizci hayatını kaybetti. (1571) İnebahtı savaşı kalıcı sonuçları olmadığı için Hıristiyan dünyasında geçici bir zafer görüntüsü sergiledi. Bu savaşta donanmasının çok önemli bir kısmını kaybeden Osmanlı Devleti, savaşı takip eden kış mevsimini bütün tersanelerinde gemi inşa faaliyetleriyle geçirmek zorunda kaldı. 1572’de Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa yeniden denize açıldıysa da karşısında savaşacak bir donanma yoktu. Osmanlılar Tunus’u yeniden fethetti. (982-1574)
İlk Hindistan seferi, Hindistan’daki Gucerat Sultanı Bahadır Şah’ın Kanuni’ye elçi göndererek yardım istemesi üzerine gerçekleşti. Doksan gemlik bir donanma Mısır Beylerbeyi Hadim Süleyman Paşa kumandasında 945’te (1538) Süveyş’ten yolu çıktı; Yemen ve Aden kıyılarını zaptettikten ten sonra Hindistan’ın Gucerat sahillerine ulaştı. İkinci Hint seferi Piri Reis’in Hint Kaptanlığına tayin edilmesiyle başladı. Pri Reis, Maksat’ı ele geçirdi. Ancak Portekizliler’e karşı savaşmayı göze alamadı. Filosunu Basra körfezinde bırakarak birkaç gemiyle mısır’a döndüğü için bu davranışın cezanısını hayatıyla ödedi. Üçüncü Hint seferinde ünlü denizci Seydi Ali Reis 963’de (1554) on beş gemiyle Basra’dan yola çıktı. Uman kıyılarında Portekiz donanmasıyla karşılaştı ve yakalandığı fırtınanın etkisiyle Gucerat sahillerine düştü. Seydi Ali Reis donanmasız kaldığı için kara yoluyla İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti, Uzakdoğu’da Açe İslam Sultanlığı’n da yardım gönderdi. Sultan Alaaddin Şah’ın 974’te (1566) yolladığı elçilik heyeti Kanuni Zigetvar seferinde öldüğünden II. Selim tarafından kabul edildi. Yardım kararı alınmasına rağmen Yemen’de isyan çıkması yüzünden buradan vazgeçildi ve Açe’ye Osmanlı asker ve sanatkârları gönderildi.
|
![]() |