"Kaptan Paşalık" Makamına

Atama Merasimi

 


"Kaptan Paşalık" makamına atama yapıldığı zaman, atanan kişinin rütbesine; yani Beylerbeyi veya Vezir olmasına göre belirli sayılarda top atılması kanundu.


Kaptan Paşa olarak tayin edilecek kişi Bâb-ı Âlî'ye davet olunur, kendisine Vezir-i Azam huzurunda Kaptan Paşalığa tayin edildiğine dair ferman okunurdu. Ardından kürk giydirilen yeni Kaptan Paşa alayla birlikte Tersane'ye götürülür, orada da bir tören yapılırdı.

1821 yılında Nasuhzâde adıyla da bilinen Kapudâne-i Hümayun Ali Bey'e vezirlikle birlikte Kaptan Paşalık ve Cezayir Eyaleti verilirken düzenlenen tören konuyla ilgili güzel bir örnek teşkil etmektedir:

 

Ali Bey Bâb-ı Âlî'ye davet edilmiş, Hazine Odası'nda otururken vezirlik takımı hazırlanmış ve kendisi Sadrazamca kabul olunmuştur. Sadrazam, Ali Bey'i karşılamak üzere ayağa kalktığı sırada Ali Bey etek öpmüş, ardından Sadrazam'ın oturmasını müteakip o da oturmuştur. Birlikte otururlarken kahve ve çubuk içilmiş, bir süre özel sohbet edilmiş, o sırada şerbet, buhur tütsüsü ve gülsuyu getirilerek ikram edilmiştir. Bir süre sonra Bâb-ı Âlî Ricali Sadrazam'ın huzuruna girip yerlerine oturmuşlar, Teşrifatçı'nın işareti ile Ali Bey ayağa kalkmış ve vezirlik fermanı Reisülküttap Efendi tarafından okunduktan sonra kendisine vezirlere mahsus serâsere kaplı samur kürk giydirilmiştir. Ali Bey kürkü giydikten sonra Sadrazam'ın eteğini öpmüş ve O'nun kendisine salonun ortasına kadar eşlik etmesini müteakip Bâb-ı Âlî Ricali tarafından aşağı divanhanenin ortasına kadar götürülmüştür. Aşağıdaki binek taşında ata bindirilen Vezir Ali Paşa, Çavuşbaşı ve maiyeti tarafından alayla birlikte Kireç İskelesi'ne getirilmiş, oradan da kendisi filika ve kayıklarla Tersane'ye geçmiştir. Tersane İskelesi'ne çıkan Ali Paşa'yı orada kanun gereği Tersane Emini ve Tersane Kethüdası birlikte karşılamışlardır.

 

 

Tersane'ye geldikten sonra doğruca, Tersane'nin Büyük Köşkü'ne geçen Kaptan Paşa, kahve içildikten sonra Çavuşbaşı'ya ve icabeden diğer kişilere hil'ât giydirmiş, ardından da Tersane Ricali'nin tebriklerini kabul etmek üzere Divanhane'ye geçmiştir. Burada Tersane Şeyhi'nin dua okumasını müteakip Kaptan Paşa'ya sincap kürkü giydirilmiş, ardından da mehter marşı eşliğinde kutlama merasimine geçilmiştir.

Ali Paşa, tayininin üçüncü gününde teşekkür olarak Bâb-ı Âlî'ye gidip Sadrazam'ı ziyaret etmiştir. Burada Bâb-ı Âlî Ricali kendisini karşılamış ve önüne düşerek kendisini Sadrazam'ın huzuruna götürmüştür. Kaptan Paşa oradan ayrılırken Sadrazam kendisine odanın ortasına kadar eşlik etmiş, o da binek taşında Sadrazam tarafından kendisine hediye edilen atına binerken teşekkür anlamında atın yularını öpmüş ve doğruca Şeyhülislâm'ı ziyarete gitmiştir.

Kaptan Paşa'nın teşekkür ziyaretlerinden altı gün sonra Mir-i Alem tarafından "Tuğları", Nişancı tarafından da "Vezirlik Diviti" Tersane'ye götürülmüştür.

 

Tersanede Düzenlenen Çeşitli Törenlerde

Uygulanan Teşrifat Kuralları

 


Kış mevsimini Tersane'de geçiren donanmanın bahar ile birlikte denize açılması, Tersane'de donanma için yeni bir geminin yapılmasına başlanması veya bitirilmesi, Padişah için filika yapımının tamamlanması gibi çeşitli durumlarda Padişah ve Vezir-i Azam'ın da katıldığı çeşitli törenler düzenlenir, bu törenlerde Kaptan Paşa önemli teşrifat kurallarını uygulardı. Donanma'nın denize açılması Müneccimbaşı'nın hava şartlarını hesap ve tahminle belirlediği uygun bir zamanda olurdu. Müneccimbaşı'nın belirlediği zaman bir pusula ile Bâb-ı Âlî'ye bildirilir, Vezir-i Azam'ın da onayıyla tören hazırlıkları başlardı. Tören genellikle Yalı Köşkü'nde yapılırdı. Birkaç gün öncesinden tören için devlet ricaline Dolmabahçe'de çadırlar kurulur, Köşk Padişah için döşenerek törene hazır hale getirilirdi. Törenden bir gün önce Teşrifat Kalemi'nden yazılan "Vakt-i Muhtar" ve "Sa'at Pusulası" Reisülküttap Kîsedârı aracılığı ile Şeyhülislâm'a, Sadaret'ten yazılan tezkireler de Teşrifatçılar aracılığı ile Vezirler'e ulaştırılırdı. Defterdar'a da Sadaret Kethüdası tarafından tezkire yazılarak gönderilirdi. Böylece törenin daveti tamamlanmış olmaktadır. Tören günü Reisülküttap, Şeyhülislâm'ı konağına giderek alır ve tören mahalli olan Yalı Köşkü'ne götürürdü. Onların Köşk'e vardıkları haberi Bâb-ı Âlî'ye gelince, Vezir-i Azam da kapı takımı ile birlikte Köşk'e hareket ederdi. Herkes yerleştikten sonra Padişah sandalla gelir, İskele'de Reisülküttap, Defterdar ve Rikab-ı Hümayun Ağaları tarafından karşılanır ve Köşk'e götürülürdü. Ardından Tersane'de beklemekte olan Kaptan Paşa'ya haber salınıp gelmesi istenirdi. Kaptan Paşa'nın gelmesini müteakip Vezir-i Azam ile ikisi Köşk'te arza girerler, hilât giydirilmesinden sonra Kaptan Paşa döner ve Donanma'nın başındaki yerini alırdı. Bir süre sonra Vezir-i Azam, Şeyhülislâm ile birlikte Baştarde-i Hümayun'a gider, toplar atılır ve Osmanlı Donanması Dolmabahçe önünden geçiş merasimini gerçekleştirirdi. Ardından Vezir-i Azam ve Şeyhülislâm kendileri için kurulan çadıra geçerler ve burada Padişah huzurunda hilât giyme töreni başlardı. 

 

 

Bu arada merasim sonrası karaya çıkan Kaptan Paşa da kendi çadırına geçer, bir süre dinlendikten sonra Vezir-i Azam'ın çadırını ziyaret eder, orada önce kendisine, ardından da Tersane Ricâli'ne hilât giydirilirdi. Hilât törenini takiben de Kaptan Paşa ile Vezir-i Azam bir süre sohbet ederler, kendilerine güllâb ve buhur ikram edilir, derken Kaptan Paşa gider ve tören sona ermiş olurdu. Kaptan Paşa Donanma ile denize açılacağı zaman, eğer Tersane'de bir tören düzenlenmeyecekse, veda için Bâb-ı Âlî'yi ziyaret ederdi. Bâb-ı Âlî Ricali, Kaptan Paşa'yı merdiven başında karşılar, ardından da orta odada bulunan Vezir-i Azam'ın yanına götürürdü. Rical temenna ederek çıkar, Kaptan Paşa'ya peşkir ile birlikte tatlı, kahve, çubuk, şerbet, güllâb ve buhur takdim edilir, kendisine serâsere sarılmış samur kürk giydirilirdi. Oradan çıkışında Kaptan Paşa Reisülküttap Efendi'nin ve Kethüda Bey'in odasına da uğrar, en son da Şeyhülislâm Efendi'ye giderdi. Donanma'nın gidişi gibi dönüşünde de bir tören düzenlenirdi. Bu törende, ilk törenden farklı olarak önce Padişah Yalı Köşkü'ne gider, Şeyhülislâm ise Bâb-ı Âlî'ye gelerek Vezir-i Azam ile birlikte sonradan Köşk'e çıkarlardı. Bu fark dışında iki tören birbirine çok benzemektedir. Öte yandan, yapımı yeni bitmiş bir kalyonun veya Padişah için kayıkhanede inşa edilen bir sandal ya da filikanın denize indirilmesi törenleri de sıkı teşrifat kurallarına göre icra edilmekte, Kaptan Paşa'ya bu törenlerde de önemli yetki ve sorumluluklar düşmekteydi. Denilebilir ki, sefere çıkılırken ya da seferden dönülürken düzenlenen törenler ve uygulanan teşrifat kuralları, devletin öteden beri sürdürülegelen geleneklerine ne derece bağlı kalındığını kanıtlamaktadır. Bunlar birer Kamu Hukuku geleneği olarak yerleşmiş ve yüzyıllarca sürdürülmüşlerdir.


Padişah'ın Tersaneleri Denetlemesinde

Uygulanan Teşrifat Kuralları

 


Kaptan Paşa'nın diğer bir görevi de, Padişah veya Vezir-i Azam'ın Tersane'yi ziyaretleri sırasında uygulanan çok sıkı teşrifat kurallarıyla ilgilidir. Kaptan Paşa'nın bu kuralların uygulanmasında da büyük sorumluluğu bulunmaktaydı. Padişah ve Vezir-i Azam hem Tersane'deki mühimmatın durumu hakkında fikir edinmek, hem de inşası devam etmekte olan kalyonların hangi aşamada olduklarını öğrenmek üzere zaman zaman Tersane'yi ziyaret eder ve incelemelerde bulunurlardı. Padişah'ın ziyarete geleceği bir gün öncesinden Vezir-i Azam'a haber verilir, O da akşamdan durumu Kaptan Paşa'ya bildirirdi. Ertesi gün Vezir-i Azam, Kapı Ricali ile birlikte Tersane'ye giderek hazır bulunurdu. Padişah'ın sandalla gelmekte olduğu haber verilince, Vezir-i Azam, Kaptan Paşa, Reisülküttap, Çavuşbaşı ve Rikab-ı Hümayun Ağaları O'nu iskele başında karşılarlar ve peşinden yürüyüp Divanhane Kasrı'na getirirlerdi. Vezir-i Azam ve Kaptan Paşa burada arza girerler, arzdan sonra ise Padişah mahzenleri gezerdi. Bu sırada Reisülküttap, Çavuşbaşı, Rikab-ı Hümayun Ağaları, Kaptan Paşa ve Vezir-i Azam'ın, ellerinde sedefkârî asalar ile Padişah'ın peşinden yürümeleri adettendi. Bundan sonra ise Tersane Bahçesi'ne geçilir, orada Tersane Ricali'ne verilecek atiyye Kaptan Paşa'ya teslim olunur ve tören biterdi. Vezir-i Azam'ın da zaman zaman Tersane'yi gezmesi ve denizcilik işlerini denetlemesi kanundu. Kaptan Paşa, Vezir-i Azam'ın gelişinde, O'nu iskele üzerinde karşılar ve taşıdığı sedefli asasını O'na verirdi. Vezir-i Azam'ın önüne düşüp Tersane'yi gezdiren Kaptan Paşa, kendisine denizcilik işleri ile ilgili gerekli bilgileri verirdi. Kaptan Paşa ayrıca İstanbul'da bulunduğu sırada, her Cuma Namazı çıkışında Paşa Kapısı'na gelip arz odasında Vezir-i Azam'la, eğer Vezir-i Azam seferde ise Sadaret Kaymakamı'yla görüşür, arzuya göre haftada ya da iki haftada bir de Sadaret Kethüdası'nın odasına uğrardı. 

 

 

Bu açıklamalar göstermektedir ki, Kaptan Paşa da diğer devlet görevlileri gibi her an çok sıkı takip edilmektedir. Donanma teşkilâtının sürekli biçimde güçlü ve göreve hazır tutulmasının önemi böylece ortaya çıkmaktadır.

 

Teşrifat Defteri'nden Bir Örnek

 

 

Tersane-i 'Âmire Sahası’nda inşa ile bu defa Rûy-i Deryâ’ya tenzîl olunacak iki kıta Kalyon-ı Humâyûn rüsûmunun icrası için Devletli 'İnâyetli Merhametli Semâhetli Veliyyü'n-ni'am Şeyhü’l-İslam selleme-hu’l-İslâm Efendimiz Hazretleri Sa'âdetli Reîsü’l-küttâb Efendi bendeleri delaletiyle doğru Tersane-i 'Âmire’yi teşrîf buyurduklarında Rfatli Kaptan Paşa ve Tersane Emîni Efendi bendeleri iskele Başında istikbâl ve pîş-rev-i 'Âlîleri’nde revân olarak Kaptane Odasını teşrîf ve ârâm ve Kudûm-ı Hazret-i Sadâret-penâhî’de Oda-i mezkûr kapısı hâricinde istikbâl buyrulup Teşrîf-i Meyâmin-redîf-i Şâhâne haberi zuhurunda müşârün-ileyh Devletli 'İnâyetli Semâhetli Veliyyü'n-ni'am Efendimiz Hazretleri Makarr-ı Şahane olacak Kalyon-ı Humâyûn’a hemen su'ûd meze güpeşte nezdbânı bâlâsında tevakkuf ve ârâm buyururlar Şevket-meab Efendimiz Hazretleri bi’l-yümn ve’l-ikbâl sandaldan hurûç ve müstakbelîn bi’l-cümle Pîş-i Humâyûn’da revân olarak zikrolunan meze güpeşte bâlâsına teşrîflerinde kad hamîde ta'zîmi icrâ birle cânib-i yesârda na'l-gîri Humâyûn şerefiyle müşerref olarak bu suretle Mevki'-i Şâhâne’ye şeref-bahşâ-yı ku'ûd olduklarında Huzûr-ı Cihândârî’de bir miktar tevakkuf ve ârâm ve bâ-İzn-i Humâyûn taşra hurûç ile Devletli Sadrazam Efendimiz Hazretleri beraber muvakkat Ağa-yı Dârü’s-sa'âdeti’ş-şerîfe’de biraz tevakkuftan sonra Cây-i 'Âlîleri’ne teşrîf buyururlar sefâyin-i mezkûrenin 'avn u inâyet-i Cenâb-ı Mürsili’r-riyâh ile tenzîli hususunu ikmâl olundukta bâ-da'vet-i Nezd-i Mu'âlî-vefd-i Şâhâne’ye dâhil ve mu'tâd olan ferveler iktisâsıyla İltifât-ı Şehin-şâhî’ye nâil oldukları akibinde taşra hurûç buyrulup avdet-i Humâyûn vukû'unda teşrîflerinde icrâ olunan rüsûm misilli meze güpeşte bâlâsına dek na'l-gîr ve mahall-i mezkûrda bâ-İzn-i Humâyûn’a koltuk bırakılıp tevakkuf ve ârâm Da'vet-i Şâhâne’den sonra aşağıda Kaptane odasını teşrîf ve bir miktar istirâhat buyrulup ba'dehu müşârün-ileyh Devletli Sadrazam Hazretleriyle resm-i tevdî'i ba'de’l-izâhâta Devlet-i âşiyâne Veliyyü'n-ni'amîlerini teşrîf buyuracakları ma'lûm-ı 'âlîleri buyruldukta ferman..
 

 

 

bottom.jpg - 12098 Bytes