|
Seydi Ali Reis (1498-1563)

İstanbul, Galata'da doğdu. Sinoplu bir aileden gelmedir. Dedesi, II.
Mehmet zamanında tersane kethüdalığında, babası Hüseyin Ağa da Darüssınaa
kethüdalığında bulunmuşlardı. Kendisi de tersanede reis olarak çalıştı.
Barbaros Hayreddin Paşa'nın yanında yetişti.
Seydi Ali Reis, tersane kethüdası olduğundan, bir deniz harekatında
bağımsız olarak kumandanlık yapmadı. Rodos'un fethine (1522) ve daha sonra
Akdeniz'de cereyan eden bütün deniz savaşlarına Barbaros Hayrettin Paşa
yanında katıldı ve Batı Akdeniz bölgesini çok iyi öğrendi. Preveze Deniz
Savaşı’nda (1538) Osmanlı donanmasının sol tarafına komuta ederek büyük
yararlıklar gösterdi ve bu savaştan sonra adı daha çok duyulmaya başlandı.
Trablusgarp'ın fethiyle biten harekatta Kaptan-ı Derya Sinan Paşa ve
Turgut Reis emrinde çalıştı(1551).
Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Portekiz donanmasıyla girdiği deniz
savaşını kaybeden Murat Reis'in yerine Hint Kaptanlığına atandı ve
Basra'daki donanmayı Süveyş'e getirmekle görevlendirildi.
Bu olay onun yaşamının da dönüm noktası oldu. 15 gemiyi derhal tamir
ettirerek uygun deniz mevsimi için beş ay bekledi ve donanması ile
Basra'dan ayrıldı (1554). Basra'dan aldığı 15 kadırga ile Süveyş'e doğu
yol alırken Horfakan şehri açılarında 25 parçalık Portekiz donanmasıyla
karşılaştı. Yapılan çarpışmada Portekizliler bir gemi kaybedip geri
çekilince yoluna devam etti. Maskat yakınlarında 34 parçalık bir Portekiz
Donanmasının saldırısına uğradı. Güney Arabistan sahillerinde dağların
denize dik inmesinden faydalanarak, gemilerini Portekiz donanmasıyla kıyı
arasına soktu, savaş başladığı zaman dağların kestiği rüzgar sebebiyle
Portekiz donanmasının yelkenli gemileri hareketsiz kaldı, kürekli
gemileriyle hızlı hareket ederek düşmanın sayı üstünlüğünü yok etmeye
çalıştı. Yapılan savaşta Portekizlilerin altı gemisi batırıldı, Osmanlı
donanmasının da beş gemisi battı, biri de yandı (1554).
Umman sahilindeki Zufar limanı geçilerek Şihr şehri hizasına gelinince,
günbatısı yönünden fil tufanı (Tufan-ı Fil) veya Tsunami denilen bir
fırtına çıktı. Çıkan fırtına yüzünden Seydi Ali Reis kalan dokuz
kadırgalık donanmasıyla birlikte kıyıdan uzaklaşmak zorunda kaldı.
Fırtınaya kapılan, günlerce denizde çalkalanan gemiler doğuya doğru
sürüklenerek Hindistan kıyılarına, Gücerat sultanlığının Demen Kalesi
önüne gelebildi, burada üç gemi karaya vurdu; geri kalan gemilerdeki top
ve levazımı bırakarak Seydi Ali Reis elindeki altı gemiyle Surat limanına
girdi; çünkü Portekiz donanması onu yakalamak için dolaşıyordu
Seydi Ali Reis buradan Gucerat'ın başkenti Ahmedabad'a gitti. Harap
gemilerle Süveyş'e ulaşmak imkansız olduğundan, kalan gemiler satılıp
karadan İstanbul'a dönülmesine karar verildi. Seydi Ali Reis Gucerat
sultanı Ahmet Han tarafından iyi karşılandı. Daha sonra adamlarından bir
kısmı Gucerat Sultalığı'nın emrine girdi. Seydi Ali Reis, Ahmedabad'tan
Sind memleketinin başkenti Multan'a, oradan Lahor'a, bu şehirden de
Delhi'ye gelerek Timuroğullarından Hümayun Şah'ın huzuruna çıktı (1555).
Hümayun şahın ölmesi üzerine Afganistan - İran yoluyla Anadolu'ya hareket
etti (1556). Bundan sonra Kabil, Semerkant, Buhara, Meşhet şehirlerinde
hükümdarları gördü.
Buhara civarında Özbeklerin saldırısına uğradı ve yaralandı. İran da
Meşhet valisi tarafından tutuklandı, daha sonra serbest bırakılarak Şah I.Tahmasp'a
gönderildi. Bir süre göz hapsinde kaldıktan sonra Anadolu'ya geçmesine
izin verildi ve Şah'ın Kanuni'ye yazdığı bir mektubu da alarak Kazvin'den
ayrıldı (1557). Aynı yıl Bağdat'a ulaştı. Böylece Basra'dan çıkışından 3
yıl 7 ay sonra tekrar Osmanlı ülkesine dönüyordu.
Seydi Ali Reis 1557 mayıs ayı başlarında İstanbul'a vardı ve Edirne'de
bulunan hükümdarın yanına gitti. Süveyş donanmasının uğradığı kayıptan
dolayı padişahtan af diledi. Dolaştığı yerlerde görüştüğü hükümdarların
verdiği 18 nameyi sundu; Ali Reis mahvolmuş bir donanmanın sorumlusu
olmakla beraber, başına gelen olağanüstü olaylar kabul edilerek suçlu
görülmedi, önce Müteferrika yapıldı, sonra Diyarbakır tımar defterine
tayin edildi. Bir süre şehzade Selim'in hizmetinde çalıştı, Galata Hassa
gemi reislerinden biri oldu (1560). Son görevi bilinmemektedir. 1562
yılında İstanbul'da vefat etti.
Seydi Ali Reis'in Eserleri
1-MİRAT'I KAİNAT :
Güneşin hareketinden, yıldızların uzaklığından; kıblenin ve öğle vaktinin
tayininden, nehirlerin genişliğinin tespitinden ve rub'u meceyyibden
bahseden bir eserdir.
2-HULASET'EL- HAY'A :
Halep' te bulunurken hey'et ve matematik dersleri alan Seydi Ali Reis, Ali
Kuşçu'nun Fethiye isimli eserini tercüme etmiş ancak bununla yetinmeyerek
Mahmud b. Omar al Çağmini'den ve Kadızade-i Rûmî Musa Paşa'nın
eserlerinden de faydalanarak tercümesine bir çok ilaveler yapmıştır.
4-KİTAB AL-MUHİT Fİ İLM'AL-EFLAK VA'L ABHUR :
Seydi Ali Reis kısaca Muhit adı ile tanınmış olan meşhur eserini 1554'te
Haydarabad'da bulunurken kaleme almıştır. Geçirdiği tecrübelerden sonra
kaptanlara ve gemicilere kılavuz olmadan Hint denizlerinde kolaylıkla
dolaşım imkanını verecek bir kitap hazırlamak isteyen Seydi Ali Reis bu
eserinde; yer tayini, zaman hesabı, takvimler, pusula taksimatı,
denizcilikte önemli bazı yıldızlar ve yıldız grupları; meşhur limanlar,
Hindistan'ın rüzgar- altı ve rüzgar-üstü sahilleri ile Hint denizindeki
adalar, rüzgarlar, tayfunlar, sefer yolları hakkında mühim bilgi ihtiva
etmekte; kitabın dördüncü bölümünde Yeni Dünya ( Amerika) ya ait bir bölüm
de bulunmaktadır. Katip Çelebi, Cihannüma' sında Seylan, Cava, Sumatra ve
diğer adalar hakkında verdiği bilgiyi aynen Muhit' ten nakletmiştir.
4-MİR'AT ÜL' MEMALİK :
Seydi Ali Reis'in Hindistan'dan Bağdad'a dönüşünde yol arkadaşlarının,
görülen şehirleri, karşılaşılan değişik ve ilginç olayları, ziyaret edilen
türbeleri ve çekilen zorlukları anlatan bir kitap yazmasını istemeleri
üzerine kaleme almaya başladığı bu eseri 1557' de İstanbul'da
tamamlamıştır. Süveyş kaptanlığına tayininden sonra yaşadıklarının bir
hikayesi olan bu eserde Seydi Ali Reis, geçtiği memleketler, tanıştığı
hükümdarlar ve şahit olduğu olaylar hakkında bilgi vermektedir. Aynı
zamanda şair olan Seydi Ali Reis' in Mir'at ül-Memalik'te şiirlerinden
örnekler mevcuttur.
|