|
Turgut Reis (1485-1565)

Turgut Reis, Trablusgarp fatihi olarak anılan ünlü Türk denizcisi ve korsanı Trablus
beyidir.
Osmanlı Devletinin Menteşe (Muğla) Sancağı'na bağlı Seroz(Saravuloz)
Köyü'nde, tahminen 1485 yılında doğdu. O dönemde Bodrum Kalesi halen
Rodoslu St.John Şövalyeleri'nin elindeydi ve Bodrum yarımadasının kıyıları
hıristiyan korsanların yağmasına açıktı. Bu risk nedeniyle Türk
yerleşimleri çogunlukla kıyıdan uzak yerlere kuruluyordu. Seroz da bir dağ
köyüydü ve ahalisi geçimini denizden sağlamıyordu. Turgut Reis'in babası
da Veli isminde bir çiftçiydi. Buna rağmen, Menteşe yöresi gençlerinin
çoğu gibi Turgut'un hayyallerini de yiğit bir deniz gazisi olmak süslerdi.
Gençliğinde cirit, güreş ve ok atmada gösterdiği ustalık ve cesaretiyle
çevrede tanınıp Menteşe kıyılarından levent toplayan Hızır Reis'in
adamları tarafından seçilerek, Cezayir leventleri arasına alındı. Pek çok
muharebelerde cesaret ve silahları kullanmadaki maharetiyle büyük
kahramanlıklar gösterip, Barbaros’un takdirini kazandı ve reis oldu.
Preveze Deniz Zaferi'nin kazanılmasında büyük hizmetleri görüldü. Muharebe
sırasında harp hattının gerisinde ihtiyat filosuna kumanda etti. Harbin en
şiddetli zamanında, yerinde yaptığı çevirme ile Andrea Doria'yı geri
çekilmeye mecbur etti. Geri çekilen düşmanı takip ederek pek çok gemiyi
zaptetti.
Akdeniz'in hıristiyan yakasında Dragut adıyla tanınan Turgut Reis'in yağma
seferleri, kralların da gündemindeydi ve kendisini etkisiz hale getirmek
üzere birkaç defa takip filoları oluşturuldu. Kendisine bağlı 8 gemilik
şahsi filosuna komuta eden Turgut Reis, bu küçük çatışmalatdan zaferle
ayrıldı. Ancak, 1540’ta Salih Reis ile beraber Akdeniz’deki korsan
gemilerine karşı açtıkları mücadele günlerinde, Korsika’da gemisini
yağlarken, 15 kadar gemiyle ani bir baskın yapan Giannettino Doria
tarafından yakalanarak gemisinde esir edildi ve forsaya vuruldu. Dört yıla
yakın eziyet ve sıkıntı içinde kürek çekti. Daha sonra Cenova'ya götürülüp
hapsedildi.
Kendisini kurtarmak amacıyla Barbaros Hayrettin Paşa'nın sunduğu
fidye teklifleri geri çevirildi. Ancak Kanuni'nin emriyle Fransa Kralı
Fransuva'ya destek vermek üzere 120 parçalık bir donanma ile Marsilya'ya
hareket eden Barbaros'un, ani bir şekilde Cenova önlerinde demir
atmasıyla; şehir meclisi fidye görüşmelerine yanaşmak zorunda bırakıldı.
Şehir, Türk toplarının menzili içindeydi. Bazı kaynaklara göre o sırada
açık denizde olan, Turgut Reis'in forsaya vurulduğu gemi derhal limana
çağırıldı ve ünlü amiral, Türk donanmasına teslim edildi.
Turgut Reis'i büyük bir sevgiyle karşılayan Barbaros Hayreddin Paşa,
dönüşte yedek gemisini ona hediye etti. Zamanla filosunu büyüten Turgut
Reis, Batı Akdeniz’de kendini kabul ettirerek Cerbe Adası'na yerleşti.
Akdeniz’de düşmana aman vermeyen gazalarının sonucunda, Kanuni Sultan
Süleyman tarafından İstanbul’a davet edildi.
Emrinde çalışan Kılıç Ali, Gazi Mustafa, Hasan Reis, Kara Dayı, Kara Kadı
gibi kaptanlarla birlikte sekiz gemiyle İstanbul’a gelip, sultana
bağlılıklarını arz ettiler. Kanuni Sultan Süleyman, Turgut Reis'e
iltifatlarda bulunup Karlıeli Sancakbeyliğini, diğerlerine de
yetmişer-seksener akçe ulufeyle, fener taşıma hakkını verdi.
Turgut Reis, bundan sonra bir Osmanlı kaptanı olarak tekrar denize açıldı.
İspanyollar, Cerbe Adası'nda kendisini baskına uğrattılarsa da bir dere
yatağından gemilerini denize aşırıp Haçlı donanmasının ardına düştü ve
büyük bir bozguna uğrattı. Malta Baskını, Manya Zaferi, Selanik limanı
önündeki harple kendisini gösterdi.
1548-1550 yılları arasında iki yıl Kuzey Afrika sahillerinde, Müslümanlara
yardım etti. Kanuni Sultan Süleyman, Kuran-ı Kerim ile bir kılıç gönderip Trablusgarb’ın fethini istedi. 15 Ağustos 1551’de, Malta şovalyelerinin
hakimiyetinde bulunan Trablusgarb’ı fethi, 1552’de Andrea Doria’ya karşı
kazandığı Pestiye Zaferi, 1553’te Korsika Adası'nın merkezi Bastia’yı
zaptı başarılarından sonra, Trablusgarb Beylerbeyliği'ne getirildi.

Kaptan-ı Derya Piyale Paşa ile birlikte pek çok deniz
seferine katılmıştır. 1560’ta Andrea Doria’nın oğlu Giovanni’nin Cerbe
saldırısında, Turgut Reis'in Osmanlı donanmasının zafere ulaşmasında çok
büyük gayreti görüldü. 1565’te Malta Kuşatması'na katıldı. Bu sırada 80
yaşında olan Turgut Reis, kuşatmada yapılan hatayı belirtmesine karşın
büyük bir istekle savaşa katıldı. Ada'nın üç direnek merkezinden en büyüğü
olan St. Elmo Kalesi kuşatmasını bizzat yönetti. Gemilerin yelken
direklerini söktürerek, kalenin etrafını saran hendek engelini aşmak üzere
bir köprü oluşturdu. Kalenin duvarında açılan ve yer seviyesinden yüksekte
olan gediğe doğru uzatılan bu köprüyü kullanan leventler, içeri sızmayı
denedi. 17 Haziran'da St. Elmo burcunda yapılan bir hücumda, başından yara
alarak beş gün baygın yattıktan sonra, 23 Haziran'da şehit oldu. Turgut
Reis son nefesini verirken, St. Elmo kalesi Türk hakimiyetine geçmişti.
Ancak; Paşa'nın şuuru kapalı olduğu için bu müjdeli haber kendisine
açıklanamadı.
Barbaros Hayreddin Paşa'nın; “Turgut benden yeğdir!” dediği bu deryalar
hâkiminin naaşı, Trablusgarp’ta kendisinin yaptırdığı caminin yanındaki
türbesine defnedildi. Günümüzde de türbesi, Libyalılar ve onu sevenler
tarafından ziyaret edilerek hayır dualarla anılmaktadır.
"Dragut", Avrupalı'ların Turgut Reis'e taktığı lakaptır. Ejderha manasına
gelen "Dragon" ile "Turgut" kelimeleri arasındaki ses benzerliği ve Turgut
Reis'in, Akdeniz'in hıristiyan yakasına yaptığı yağma seferleriyle sebep
olduğu korku ve dehşet; "Dragut" lakabının doğmasına yol açmıştır.
Batılı kaynaklar, kendisini hala "Dragut Rais" olarak anmaya devam
etmektedir.
Kanuni Sultan Süleyman'ın
Trablusgarp Beyi Turgut Paşaya Gönderdiği Bir Ferman

Mağrib Trablus begler begi Turgut Paşa’ya hüküm ki hâliyâ sedde-i sa‘âdetime
mektûp gönderüp küffâr-ı hâksârın donanma-yı hümâyûnumuz murâcaat ettikten
sonra girü sefâyin-i cesâret-ferlerini cem‘iyet tedârükin edüp vilâyet-i
mezbûre kasdına teveccüh-i nâ-müveccehleri olduğun bildirmiş siz imdi
vilâyet-i Trablus’u sayir memâlik-i mahruse gibi olup re‘âyâ ve berâyâsı
ve halk dahi sâyir memâlik-i mahmiye halkı gibidir. Dâ’imâ nazar-ı
merhamet-eserim ol. Diyâr-ı celîlü’l-i‘tibâre benzerlerinden hâlî olmayup
her vecihle hıfz u hirâsetleri ve a‘dâ-yı dînden anlara vilâyete zarar u
gezend erişmemek ehemm-i mehâmdan olmağun ol husûs için tekrâr merâkib-i
kevâkib-şümâr techîz ve ihzâr olunup edevât-ı dâr-gir ve ‘asâkir-i
düşmen-gîr merg-te’sîr ve meşhûn kılınup mu‘accelen irsâl olunup
inşâallahu’l-a‘azz ‘an-karîb erişmek üzere ve râyıla olsanız dahi her
vecihle yarar olup tutunması bunda ve devlet-i hümâyuna müte‘allik olan
umûrda nice vıfk-ı sadâkat u ihlâs ile bezl-i makdûr ve sa‘y-ı meşkûr
zuhûra getirmiş kolumsuz anun gibi kefere-i la‘in ve fecere-i duzah-kemîn
donanma-yı nusrat-rehinimiz varup anda mulâkî olmadın vilâyet-i mezbûre
üzerine hücûm ederlerse sana gereği gibi mu‘âvenet ve muzâheret etmek için
anda olan meşâyih-i Urbâna ve vilâyetin ‘ulemâ ve sulehâ ve a‘yânına
ahkâm-ı şerîfe gönderilmiştir buyurdum ki vusûl buldukta anun gibi
küffâr-ı mezellet-âsâr hezimet-encâmın hareket-i bî-bereketleri ol cânibe
mukarrarlar olursa sen dahi cebelenkte mezkûr olan âsâr-ı diyânet ve hüsn-i
istikâmet muktazâsınca bu bâbda hüsn-i tedbîr ve tedârük eyleyüp anda olan
kabâyil-i A‘râb ve meşâyih-i ‘Urbân ve sâyir ahâliy-i vilâyet ile hüsn-i
ittihâd ve ittifâk üzere yek-dil ve yek-cihet olup ahkâm-ı şerîfe
ulaştırıp gereği gibi istimâlet verip eğer Trablus’dur ve eğer ol
bâlilerde vâki’ olan mahalleri gecelerde ve gündüzlerde ögat vecihle hıfz
u hirâset edip ta‘mîr ve termîme muhtâc olan kılâ‘ dahi ta‘mîr edip yat ve
yer arkalarında kusûr koymayıp bi-‘inâyetillâh-ı Ta‘âlâ a‘dâ-yı dîn ve
kefere-i la‘înden memleket-i vilâyete ve kılâ‘ ve bıkâ‘a ve nevâhî ve
kurâya ve re‘âyâ ve berâyâya zarar u gezend eriştirmeyip ahsen-i vecihle
mazzaret ve ifsâdlerin def‘ u ref‘ eyleyip dîn bâbında ve devlet-i
hümâyûna mute‘allik olan cumhûr-ı umûrda envâ‘-i mesâ‘iy-i cemîle zuhûra
getirip yüz aklıkları tahsîline sa‘y u ikdâm eyleyip mücidd ü mümiddâne
olup gaflet ile el‘iyazübillâhi Ta‘âlâ ırz-ı nâmûs-ı saltanata muğâyir vaz‘
sudûrundan hazer eyleyip muhtâc-ı arz olanı bildiresiz ümiddir ki
‘inâyet-i Bârî yâri olup dâyimâ a‘dâ-yı dîn ü devlet münhezim ü makhûr ve
evliyâ-yı mülk ü millet muzaffer ü mansûr olmaktan hâlî ve zâyil olmaya.
Trablus-ı Garp Beylerbeyi Turgut Paşa’ya Yetkidir
Şu sıralar makamımıza mektup göndermiş saltanat donanması Trablus-ı
garpten döndükten sonra, kafirler cesaret edip, gemiler tedarikiyle,
anılan vilayete saldırı hazırlığında olduklarını bildirmiştir. Trablus
vilayeti ve halkı, diğer vilayet ve halklar gibi korumamız altındadır.
Onlara zarar gelmemesi için her türlü tedbire başvurulacaktır.
Dolayısıyla, donanma yeniden hazır ol vaziyetine geçirilip, acilen yola
çıkarılmıştır. Donanma ulaşmadan herhangi bir saldırı vukuunda, vilayetin
Arap şeyhleri, alim, Salih ve ayanlarına bu yönde emir verilmiştir.
Donanma ulaştıktan sonra da herkesle adalet hükümleri gereğince
davranırız. Tamir ve onarıma muhtaç yerleri onarırız. Vilayet ahalisine
zarar ziyan gelmemesi için çaba harcayınız. Saltanat namus ve şerefine –
Allah korusun – ters düşen davranışlardan sakınınız. İhtiyaçlarınızı
bildiriniz. Ümit ederim ki Allah’ın yardımıyla, daima din ve devlet
düşmanları yenik, devlet ve millet için çabalayanlar muzaffer olur.
Turgut Reis
Hakkında Yazı:
"Gurura
Kapılmadılar"
|